Kendini Kandırmanın Anatomisi: Ruhun İflası

Bu Hafta Bültende Neler Var?

  • Kendini Kandırmanın Anatomisi: Ruhun İflası

  • Ertelerseniz Kaos Yaşayacaksınız

  • Dağınıklığın Sinirsel Etkisi

  • Medya İsrail’i Nasıl Aklıyor?

  • Öğrenme Stratejisi

  • Kaçırmamanız Gereken En İyi 60 Yapay Zeka Aracı!
    Ücretsiz Yapay Zeka Kursları

  • Bazı alimlerin diğer âlimler hakkındaki beyanları

  • 10 Dakikada Beynini Güçlendirir

  • Küresel Marka Sıralaması Belli Oldu

  • Duygular Nasıl Oluşur? 

  • Haftanın Makaleleri

  • Haftanın Videoları

  • Haftanın Teknoloji ve Yapay Zeka Manşetleri

Küresel/toplumsal çürüme İslamı yaşayan çevreleride hızla vurmaya devam ediyor.

Malum, hem genel manadaki manevi yıkılış, hem de ruhsal hastalıkların temelinde kulun önceden beri yapageldiği sistemsel aksiyonunun terki ve ibadetlerinde gösterdiği gevşeklik geliyor.

Rızık endişesi ile başlayan ve sonrasında dünyevileşme ile devam eden yaşam şekli, ilim öğrenmenin yanı sıra, tebliğ ve ibadetlerden de uzaklaşmayı beraberinde getirdi.

Konuyla alakalı olarak Sülemi şu teşhisi koyuyor;

‘’Kişinin bu konudaki kusurlarına ve gevşekliğine aldırış etme­mesi, bunlara hiç önem vermemesi ise büyük bir has­talıktır. Onları bir eksiklik, bir hata olarak görmemesi ise çok daha büyük bir hastalıktır.

Kul, ibadet eksikliği ve gerçek anlamda şükretmemesi nedeniyle ila­hi yardımdan yoksun kalıp, yüksek makamlardan kusurlu ve günahkar olarak aşağı bir makama düşer.’’

Bu ciddi bir tehdittir. Ve halihazırda da birçok müspet dediğimiz insanın hayatına yansımıştır. Yıllar önce ibadet ve tebliğle sistematik bir yaşamı olan tanıdığım birçok arkadaş, dost vs. şuan için namaz ve haftalık bir saatlik dini sohbet dışında dinle bir alakası fazla kalmamış durumda. Birçoğunun ticaret hayatları kaos içindedir, hassasiyet ortadan kalkmıştır ve uydurulan fetvalarla korkunç bir hayat geçirmektedirler. Daha vahimi ise bu çürümüş dünyevileşme, öldüren bir veba gibi derin ve sessiz sessiz yayılarak çoluk çocuğa kadar inmiştir… Allah muhafaza..

Nitekim Sülemi bu duruma da işaret ederek nedenini şöyle açıklar;

‘’Bu kişi, zamanla kendi ek­sikliklerini görmez hale gelir ve kendisinin yanlış davra­nışlarını güzel görmeye başlar. Tıpkı Yüce Allah'ın şu ayet­lerinde dediği gibi:

‘‘Hiç kötü işleri kendisine güzel görünen kimse, iyilik edip dürüst işler işleyen kimse gibi olur mu? Fatır, 35/8

Onlar kendilerinin güzel işler yaptıklarını sanırlar. Kehf, 18/104

Biz her topluma kendi yaptıklarını güzel gösteririz. En'am, 6/108

Her grup kendi görüşünden mutlu ve memnundur. Mü'minün, 23/53’’

Allah muhafaza buyursun… Bu felaket, iyi insanların içerisinde ise ‘bizler islama hizmet ediyoruz’ inancıyla ilerlemektedir. Ve ne yazık ki, bu durum aileyi, çevreyi ve gruplarıda farkında olmadan ifsad etmektedir.

Meselenin vahametini detaylı olarak Hazretin 35-40 yıl öncesindeki ibretlik ifadeleri ile aktarmak isterdim, ancak şu an için konunun çözümü açısından farklı bir noktaya temas etmek istiyorum.

Cüneyd-i Bağdadi diyor ki;

‘‘İlim edinmek, insana kendi haddini bildirir; kim de kendi haddini bilirse, kulluk ona kolaylaşır.’

Ebu Yakup en-Nehrecuri ise şunu ekliyor:

‘‘Hem Allah'm sevdiğini iddia eden, hem de Allah 'ın buyruklarını yerine getirmeyen, iddiasında yalancıdır. Korkmadan, sevdiğini söyleyen kimse de aldanış içindedir.’’

Sizlere ilmin önemi hakkında detaylı bir malumat yazmayacağım. Mesele herkese vaki ve beyinlerde taze olduğu düşüncesindeyim. Ancak, Gazali’nin bazı ifadeleri ve telkinleri önem arz ediyor.

Sadece şu unutulmamalı. Bu telkin ve konular sadece hocalar ve ilim ile uğraşanlar için geçerli değildir. Misal, fıkıh ilmi ile ilgili mesele ilahiyatçılara bırakıldı. Normal insanlar bu mevzuyla hiç ilgilenmedi. Peki ne oldu? Bu ilahiyatçılar birer teolog olarak piyasaya çıkıp, büyük bir kısmı itibariyle kalp telakkisinden uzak ve manevi olarak terakki etmemiş ve sadece zamana göre fetva uydurarak insanları cehenneme sürükleyen kaba softalar haline geldiler. Tatlı dilleri ve anlayışlı laf cambazlıkları ile birer yılan gibi toplumu zehirlediler ve onları zaafları üzerinden de birer kanaat önderi haline geldiler.

Oysa, nasıl ki insan sağlığı sadece doktorlara bırakılmaz, zira görüldüğü üzere insanlar katledebiliyorlar. Aynı şekilde dinde ilahiyatçılara bırakılamaz. Görüldüğü üzere onlarda insanları ateşe koşturuyorlar.

Nebi sav:

‘‘İlim aramak, öğrenmek bütün Müslümanlara farzdır’’

Gazali diyor ki;

‘‘Alimler buradaki ilim hangi ilimdir diye, ihtilaf eylediler.

Kelâm âlimleri, bu ilm-i Kelâmdır. Çünkü Allahü Tealâ'yı tanımak bununla olur, diyorlar.

Fıkıh âlimleri, bu fıkıh ilmidir. Helál ve haram bununla ayrılır, diyorlar.

Hadis alimleri, bu Kur'an-ı Kerim ve Hadis ilmidir. Çünkü şeriatın esas ilmi budur, diyorlar.

Mutasavvıflar, bu kalb hallerinin ilmidir. Çünkü, kulun Allahü Teala'ya yolu budur, diyorlar.

Bu gruplardan her biri kendi ilmini büyük tutuyor.

Bize göre bu, bir ilme mahsus değildir. Bu ilimlerin hepsini öğrenmek de farz değildir. Fakat şüphelerin giderilmesi için bunu açıklamak gerekmektedir.

Bir kimse mesela, kuşluk vakti Müslüman olsa, yahut buluğa erse, bütün bu ilimleri öğrenmesi farz olmaz. Fakat o anda ona farz olan, Kelime-i Tevhidin mânâsını bilmesidir.

Bu da birinci asılda anlattığımız Ehl-i Sünnet itikadını bilmektir. Delilleriyle bilmeye lüzum yoktur. Zaten bu farz değildir. Fakat, kısaca Allahü Tealâ'nın sıfatlarına, Peygamber Efendimizin (sav) sıfatlarına; âhiretin, Cennet'in, Cehennem'in, haşrın, neşrin sıfatlarına inanmakla olur. Bilir ki onun, bu sıfatlarda olan bir Rabbi vardır. O'nun tarafından, Peygamberin dili ile söylenen emirler ve yasaklar vardır.

İtaat ederse, öldükten sonra saadete kavuşur; emir dinlemez, isyan ederse şaki olup, güç bir vaziyete düşer…

Bedenin âzaları ile alâkalı ilim de iki kısımdır: Biri yapılacak olanlar, yani emirler. Diğeri yapılmayacak olanlar, yani yasaklardır.

Yapılacak olanları öğrenmek şöyledir:

«Kuşluk vakti Müslüman olanın, öğle namazı vakti gelince, abdestten ve namazdan farz olanları öğrenmesi farzdır. Sünnet olanları öğrenmesi ise sünnettir. Farz değildir.

Mesela akşam namazı olunca, akşam namazını öğrenmesi, yani üç rekât olduğunu bilmesi, farz olur. Akşam olmadan önce, farz olmaz. Ramazan ayı gelince Ramazan orucu için niyet etmek farzdır ve sabahtan akşama kadar yemek, içmek ve cima' etmek haramdır» kadarını öğrenmesi farz olur.

Eğer, yirmi miskal, doksan altı gram altını olursa zekat bilgisi o zaman değil, bir sene sonra farz olur. Zekâtının ne kadar olduğunu, kimlere verileceğini ve şartlarını öğrenir.

Hac yapıncaya/hacca gitmek kendisine farz oluncaya kadar, hac bilgisi farz olmaz. Bunun vakti de bütün ömürdür.

Bunun gibi, hangi işi yapmak gerekiyorsa, onun ilmi o zaman farz olur. Mesela evlenmek istediği zaman, evlenme bilgilerini öğrenmek farz olur.

Şöyle ki:

Kadının kocası üzerindeki hakları nelerdir?

Hayız zamanında ‘cima' câiz değildir.

Hayızdan sonra da yıkanmayınca câiz değildir…vs.

Bunun gibi evlilerin bilmesi icabeden bilgileri öğrenmek farzdır. Eğer bir sanat sahibi ise, ona ait bilgileri öğrenmesi farz olur.

Tüccar ise faiz bilgilerini öğrenmesi farz olur. Hattà bâtıl satışlardan kurtulabilmesi için, alışverişe ait bütün bilgileri öğrenmesi farz olur. Bunun için Hazret-i Ömer (radıyallahü anh) çarşıda olanları kamçılayıp, ilim öğrenmeye gönderdi ve buyurdu ki:

«Alışverişe ait bilgileri bilmeyenin çarşıda durması doğru değildir. Çünkü, haram ve faiz yerler de, haberleri bile olmaz».

Bunun gibi her mesleğin bir ilmi vardır.

Bu bilgiler, herkesin hâline göre değişir. Manifaturacının hekimliğe ait bilgileri öğrenmesi farz olmaz. Hekimin de manifaturacılığa ait bilgileri öğrenmesi farz olmaz. Yapılmaya ait olan işlerin bilgileri böyledir.

Yapılmaması icabeden şeylerin bilgisi de farzdır.

Herkesin haline göre bu da değişir.

Bir kimse içki içilen yerde durursa, yahut domuz eti yiyenlerin yanında bulunursa, yahut gasb ederek zorla alınmış bir yerde bulunursa, yahut elinde haram mal varsa, alimlere bu bilgileri bu kimseye öğretmek farz olur.

Onlardan, hangilerinin haram olduğunu söylemelidirler ki, o kimse harama yanaşmasın. Eğer, mesela, kadınlarla erkeklerin bir arada oturdukları bir yerde ise, mahremin ve namahremin kimler olduğunu ve kime bakmanın câiz olmadığını öğrenmesi farz olur.

Bu da herkesin haline göre değişir. Herkesin işi aynı değildir.

Kalbe ait olanlar da iki kısımdır:

Biri kalb halleri ile alâkalı, diğeri inanılacak şeylerle alakalıdır.

Kalbin halleri ile alâkalı olanların misali şöyledir:

Kibir, haset, sü-i zan ve buna benzer şeylerin haram olduğunu öğrenmek farzdır. Bu, bütün insanlara farz-ı ayındır.

Çünkü, hiç kimse bu manaların dışında kalamaz.

O halde bunları öğrenme ve bunlardan kurtuluş çarelerini bilmek farzdır.

Zira bu umumi bir hastalıktır. Bundan kurtulmak ise, ilimsiz doğru olmaz.

İtikadla alâkalı diğer bir kısım da, itikadında bir şüphe meydana gelince, o şüpheyi kalbinden gidermenin ona farz olmasıdır.

Fakat o şüphenin aslında farz olan itikadlarda olması, yahut şüphe edilmeden inanılacak şeylerde bulunması lâzımdır.

Buradan anlaşıldı ki, ilim, bütün Müslümanlara farzdır.

Hiçbir Müslüman ilim öğrenmenin dışında kalamaz.

Fakat bu ilim bir çeşit değildir. Herkes için de aynı değildir. Hâle ve vakte göre değişir. Ama hiç kimse, ihtiyacı olmak sebebiyle, bunun dışında kalamaz. Bunun için Peygamber Efendimiz (sallållahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki:

«Hiçbir Müslüman yoktur ki, ilim ona farz olmasın».

Yâni kendisine lâzım olup, onunla iş yaptığı ilim farzdır.

İlimsiz özür, dinde kabul edilmez. Herkese işi için lâzım olan ilimleri öğrenmenin farz olduğu anlaşıldı. Ve cahilin daima tehlikede olduğu herkesin malümudur. Çünkü, bir işle karşılaşınca, cahillikle, o işteki hikmetin ne olduğunu bilemez. Fakat bunun için mazur sayılmaz. Ancak çok ihtiyacı olduğu ve nadir karşılaşmadığı şeylerde böyledir.

…Buradan anlaşılıyor ki, insanın meşgul olacağı işlerden, ilimden daha faziletli ve daha büyük bir iş yoktur. Meşgul olduğu her sanat dünya içindir. İlim de birçoklarına göre, dünyadaki iyi mesleklerdendir.

Çünkü ilim öğrenen şu dört hâlden birinde bulunur:

Ya, miras veya bir başka yolla dünyadan kendisine yetecek kadar şeye sahiptir. İlim onun malını korur. Dünyada aziz, ahirette mesud olmasına sebep olur. Biri budur.

Diğeri, bir kimse vardır, kendine yetecek kadar dünyalığı yoktur. Fakat onda öyle bir kanaat vardır ki, elinde olana az da olsa kanaat eder ve İslamiyette fakirliğin kıymetini bilir… Bu kimse için ilim, dünyada rahatlık, âhirette saadet olur.

Üçüncüsü, ilim öğrenir. Onun hakkı helalden verilir. Beytülmaldan, yahut Müslümanlardan gelir. Fakat kendine yetişip, harama düşmeyecek kadar, yahut zalim bir sultan dan bir şey dilenmeyecek kadar verirler. O halde bu üç kimsenin din ve dünya ilimlerini öğrenmek istemesi bütün işlerden iyi olur.

Dördüncüsü.. kendine yetecek kadar malı yoktur. Ama onun ilimden maksadı dünyalık istemektir. Zaman icabı kendine yetecek kadarını başkasından isteyemiyor. Ancak haraç ve zulüm sebebiyle toplanan hazineden, maaş alması icabediyor, yahut insanlardan, riya ve zillet göstermeden isteyemiyor.

Bu kimselerin ilim öğrenmekten maksadı mal, mevki ise … bunu ilimle elde etmeleri yerine, ticaretle uğraşıp kazanmaları daha iyidir. Farz-ı ayın olan ilimlerle meşgul olması bunun dışındadır ve lazımdır. Dünyalık için ilim öğrenen, insan şeytanlarından bir şeytan olur. Birçok insanlara zararı dokunur. Onun haram topladığını; dünya için insanları kandırdığını gören her cahil de ona uyar. Böylece insanlara zararı, faydasından çok olur. O hâlde böyle alim, ne kadar az olursa, o kadar iyidir.

…Faydalı ilim, kendisine dünyanın alçaklığını bildiren ve ahiret işinin büyüklüğünü öğreten ilimdir. Yüzünü dünyaya çevirip, ahiretten kaçan kimselerin cahilliklerini ve ahmaklıklarını açıklayan ilimdir. Kibrin, hasedin, riyanın, kendini beğenmenin, hırsın, dünyayı çok istemenin ve dünya sevgisinin afetlerini, zararlarını bildiren ilimdir. Bunlardan kurtuluş çarelerini gösteren ilimdir. Dünyaya haris, düşkün olanlara bu ilmin lüzumu, susayanın suya, hastanın ilâca olan ihtiyaç ve arzusu gibidir. Bu kimsenin fıkıh, hilâf, kelâm ve edeble meşgul olması, hasta olan bir kimsenin hastalığını artıracak şeyler yemesine benzer.

Çünkü bu ilimler sebebiyle hasedin, riyanın, kendini beğenmenin, düşman olmanın, záhirini süslemenin, övünmenin, gururlanmanın ve mevki istemenin tohumları kalbe düşer. Ne kadar çok olursa, bunlar kalbinde daha kuvvetli olur. Fıkıh Alimi geçinen kimselerle oturursa, onunla meşgul olur. Ve öyle olur ki, bir gün gelir bu haline tevbe etmek ister de, zor gelir ve yapamaz…’’

Evet, konuyu daha da uzatabiliriz ama yazı çok uzun olduğu için burada noktalıyorum. Meselenin anlaşıldığı düşüncesindeyim. Tabi insanlar ne kadarını okuyabilirler bilemiyorum. Malum, odaklanma probleminin olduğu bu çağda hakikati öğrenmek için artık odaklanma meselesininde çözülmesi gerekiyor. Zaruret olmadıkça birçok insan 3-5 satır okumakta artık çok zorlanıyor. Ve haliyle ilimlerden de mahrum kalıyorlar. Ne yazık ki, 300-500 sayfalık kitabi bilgileri video ile detaylı olarak anlatmak mümkün olmuyor. İnsan bir noktada mecburen okumak zorunda. Sadece izleyerek olmaz, olmuyor.

Yakın zamanda çok sayıda video izleyen bir arkadaşa sormuştum:

‘Son 1 yılda izlediğin videolardan hatırında ne kaldı?’ İlmi olan bir arkadaş olmasına rağmen 5-10 cümleden fazlasını söyleyemedi. Şimdi tekrar dönüp o denk geldiği videoları araştırıp bulup yeniden dinlemesi gerekecek ki, bu da çok zor bir ihtimal olsa gerek.

Nitekim bu durum, Gazali’nin üzerinde durduğu üzere, bizleri farz olan ilimleri öğrenmekten mahrum bırakıyor. Ne evlilerin, ne evlenecek olan gençlerin, ne esnafın, ne gazetecenin… vs. Yani tüm meslek gruplarında olan ve ictimai hayatın içerisinde yer alan insanların büyük çoğunluğu farz olan ilimlerden çok çok uzak…Ve haliyle artan ruhsal hastalıklar…

İlim bilmeyen damatlara verilen kız çocukları,

İlim bilmeyen kız çocuklarının damatlara varması,

İlim bilmeyen esnafların çalışanlarına yaptıkları,

İlim bilmeyen çalışanların patronlara yaptıkları,

İlim bilmeyen yöneticilerin halkına yaptığı zulümler,

İlim bilmeyen halkın yöneticilerine tapması,

İlim bilmeyen ilahiyatçılardan fetva alıp ahiretini berbat eden insanlar… (Bunlar bizim hocalarımız, bunların fetvası doğrudur psikozuda dahil..) vs.

Kısacası, halimiz ortada ve birer gafletzede olarak hayat sürüyoruz. (Bu cümlem; Kendini kurtarmış, hak üzere yaşayan, ilim öğrenip amel eden, gıybet etmeyen, israf yapmayan vs. insanlar için geçerli değil. Benim gibi günahkar için geçerli olan bir ifade… Rabbim bağışlasın.) Umarım uyanırız.

Unsplash

Ertelerseniz Kaos Yaşayacaksınız

Psikolog Timothy A. Pychyl, Erteleme Bulmacasını Çözmek kitabında, insanların erteleme yapmasının nedeninin zamanlarını yönetmede kötü olmaları değil, korktukları işler üzerinde çalışmayı düşündüklerinde, ortaya çıkan olumsuz duygularla nasıl başa çıkacaklarını öğrenememeleri olduğunu ileri sürüyor:

‘‘Olumsuz duyguları ertelediğimiz görevlerle ilişkilendiririz ve işimiz veya kendimiz hakkında kötü hissetmemize neden olan görevlerden kaçınırız. Örneğin, eşinizin sizden yapmanızı istediği masayı birleştirmeyi erteleyebilirsiniz çünkü talimatlarla başa çıkmakta zorlanacağınızdan endişelenebilirsiniz.

Erteleme mantıklı değildir. Bunun sonuçları olacağını bilmek, durmayı kolaylaştırmaz. Olumsuz duygulardan kaçınmak, geçici olarak daha iyi hissetmenizi sağlar, ancak genellikle erteleme konusunda kötü hissettiğimizden, olumsuz duygulardan tamamen vazgeçemeyiz. Yine de, o anda "iyi hissetmeyi", tatsız görevden kaçınmayı ve kendimizi başka bir zamanda başarmış gibi hayal etmeyi seçeriz.

Pychyl, erteleme alışkanlığınızın size karşı işlediği belirli yolların farkında olmanın önemli olduğunu söylüyor. Erteleme, sınırlı zamanınızı mümkün olan en iyi şekilde kullanmanızı engeller, bu da en iyi işinizi yapma yeteneğinize zarar verebilir, olumsuz duyguları artırabilir ve sağlığınızı ve refahınızı baltalayabilir.

Rutin olarak işleri ertelemek, zirvede çalışma yeteneğinizi sınırlar. Eşinizin, patronunuzun veya arkadaşlarınızın tamamlamanıza güvendiği görevleri düzenli olarak ertelediğinizde, bu şunlara neden olabilir:

  • Tüm ilgili taraflar için hayal kırıklığına yol açar.

  • En çok değer verdiğiniz insanlarla ilişkilerinizi zayıflatın.

  • Hayalini kurduğunuz bir seyahate çıkmak gibi, hiç yapma fırsatı bulamadığınız şeyleri kaçırdığınız için pişmanlık duymanıza neden olabilir.

  • Sonunda işinize başladığınızda, işinizin kalitesini düşürün. Bir görevi ertelemeye devam ettiğinizde, iyi bir iş yapmak için çok az zamanınız kaldığında kendinizi bir son teslim tarihine karşı bulma riskiniz vardır.

Erteleme, genellikle göreve yeni başlamış olsaydınız yaşayacağınız olumsuz duygulardan daha fazlasına yol açar. Örneğin, bir raporu teslim tarihinden önceki geceye kadar yazmayı beklerseniz, muhtemelen o geceyi kaygılı ve telaşlı, ertesi günü ise uykusuz ve pişman olarak geçirirsiniz.

Araştırmalar ertelemenin sağlığınıza ve refahınıza zarar verebileceğini gösteriyor:

  • Sağlıkla ilgili aktiviteleri ertelemek fiziksel zarara yol açabilir. Doktor randevularını, önerilen sağlık taramalarını, egzersiz seanslarını, yatma saatlerinizi ve daha sağlıklı beslenme alışkanlıklarını ertelemek uzun vadede sağlığınızın bozulmasına yol açabilir. Kan basıncınız her zaman daha fazla egzersiz yapmayı veya gelecek ay yeni bir diyete başlamayı planlamanızı umursamaz.

  • Erteleme strese neden olur. Stres sadece kötü bir his değil, vücudunuzu etkileyen zorluklara karşı psikolojik, duygusal ve fiziksel bir tepkidir.

Pychyl, insanların ve diğer primatların diğer hayvanlara göre daha fazla stres kaynaklı sağlık sorunu geliştirdiğini belirtiyor; bilim insanları bunun nedenini anlamaya başlıyor. Nöroendokrinolog Robert Sapolsky, Zebralar Neden Ülser Olmaz kitabında tüm hayvanların tehditlere karşı hayatta kalmalarına yardımcı olan fizyolojik bir stres tepkisine sahip olduğunu açıklıyor. Ancak insanlarda, bu stres tepkisi acil bir tehlike olmadığında bile aktive oluyor; örneğin ertelediğimiz bir görev yüzünden strese girdiğimizde. Vücudumuz kronik stresle başa çıkmak için evrimleşmedi, bu yüzden stres kardiyovasküler ve metabolik sistemlerimize zarar veriyor, bağışıklık tepkisini baskılıyor ve bilişsel işleyişi bozuyor; bu da ertelemeyle kendinizi strese sokmayı bırakmanız için zorlayıcı bir neden…’’

Unsplash

Dağınıklığın Sinirsel Etkisi

Son araştırmalar, görsel karmaşanın beynimizin bilgi işleme ve bilişsel işlevlerini nasıl önemli ölçüde etkilediğine ışık tutuyor. Neuron dergisinde yayınlanan bir Yale çalışması, karmaşanın sinirsel bilgi akışını değiştirdiğini ve odaklanma ve bilgiyi etkili bir şekilde işleme yeteneğimizi etkilediğini ortaya koyuyor.

Çevremizdeki görsel uyaranlar, görsel korteksteki aktiviteyi karşılıklı olarak bastırarak sinirsel temsil için rekabet eder.

Bu rekabet, görsel sistemin sınırlı işleme kapasitesi için sinirsel bir temel sağlar. Yale Üniversitesi'ndeki araştırmacılar, görsel karmaşanın varlığının ve yerinin beyindeki bilgi akışını, özellikle de görsel bilgi işleme için ana geçit olan birincil görsel kortekste önemli ölçüde değiştirdiğini göstermiştir.

Dağınıklığın bilişsel işlevler üzerindeki etkisi, basit bir dikkat dağıtmanın ötesine geçer ve zihinsel işlemenin çeşitli yönlerini etkiler:

  • Fiziksel düzensizlik bilişsel kaynaklarda kümülatif bir azalmaya neden olduğundan çalışma belleği kapasitesi önemli ölçüde azalır

  • Beyin çoklu görev moduna zorlanıyor ve bu da belirli görevlere odaklanmayı zorlaştırıyor

  • Bilgi işleme kısıtlanır ve bu da bilişsel aşırı yüklenmeye yol açar

  • Fiziksel ağrıya benzer stres tepkileri tetiklenir ve bu da yüksek kortizol seviyeleri nedeniyle uzun vadede strese karşı hassasiyete neden olabilir.

    Bu etkiler, fiziksel çevremizin biliş, duygular ve diğer insanlarla ilişkilerimiz de dahil olmak üzere sonraki davranışlar üzerindeki derin etkisini vurgulamaktadır.

Dağınıklık yalnızca bilişsel süreçlerimizi etkilemekle kalmaz, aynı zamanda enerji tüketimimizi de önemli ölçüde etkiler. Beyin, dağınık ortamlardaki görsel kaosu görmezden gelmeye veya işlemeye çalışırken önemli miktarda enerji harcar.

İlgisiz uyaranları filtrelemek için sürekli olarak gösterilen bu sinirsel çaba, zihinsel kaynaklarımızı tüketir, yorgunluğumuzun artmasına ve üretkenliğimizin azalmasına yol açar.

  • Dağınıklığa sürekli maruz kalmak, kortizol seviyelerinin yükselmesine yol açabilir, bu da uzun vadede stres hassasiyetine ve enerji rezervlerinin daha fazla tükenmesine neden olabilir

  • Alanları düzenlemek zihinsel enerjiyi korumaya yardımcı olabilir, bu da öncelikli görevlere daha iyi odaklanmayı ve genel refahın artmasını sağlar.

Kaynaklar: Standford, Sciensedaily, Yalenews, Theconversation, Lifehack, miadanielle

Unsplash

Medya İsrail’i Nasıl Aklıyor?

Milyonlarca ABD’li ve Batılı insanın İsrail’in yaptıklarını haklı gördüklerinden emin olabilirsiniz. Ne yazık ki, sosyal medyada kendi algoritmamızda yer alan 2-3 bin kişiden gelen (ki, bunlar genelde aynı hesaplar oluyor) içeriklerle dünyaya bakabiliyoruz. Mümkün oldukça farklı algoritmalarla hareket ettiğim için şunu söyleyebilrim.

İsrail’in kendi algoritmasında paylaşılanlara baktığınızda hikaye tamamen ayrı işleniyor. Cumhuriyetçiler, siyonist hesaplar, demokratların İsrail taraftarları ve X’den ayrı olarak Gettr ve Telegram’daki İsrail kanallarında paylaşılan şeyler çok ayrı bir dünyada olduklarını gösteriyor.

Bu makalede de yazar, Batı medyasının İsrail'in Filistin'e yönelik saldırganlığını nasıl akladığı ve bu süreçte kendi hükümetlerinin suç ortaklıklarını gizlediğini anlatıyor.

Kısa birkaç anlatı:

  • İsrail'in saldırıları "savunma" veya "misilleme" olarak tanımlanıyor

  • Filistinlilere yönelik şiddet "Hizbullah'ı hedef alan saldırılar" gibi yumuşatılmış ifadelerle sunuluyor

  • BBC muhabirleri İsrail propagandasını yansıtan bir dil kullanıyor

  • Hamas'tan bahsedilirken "terör örgütü" vurgusu yapılırken, İsrail'in devlet terörü ve apartheid rejimi olduğuna dair uluslararası suçlamalar göz ardı ediliyor

  • İsrail'in iddialarına sorgusuz kabul gösterilirken, Filistin kaynaklı haberler şüpheyle karşılanıyor

  • Hamas yönetimindeki sağlık bakanlığından gelen ölüm haberleri sürekli şüpheli bir tonla sunuluyor

  • ABD ve İngiltere'nin askeri ve istihbarat desteği medyada göz ardı ediliyor

  • Silah üreticilerinin kazançları ve NATO'nun artan askeri harcamaları yeterince sorgulanmıyor

  • Kıbrıs'taki İngiliz üssünün İsrail'e destek için kullanılması gibi doğrudan müdahaleler ana akım medyada yer almıyor

  • Batı'nın İsrail'e verdiği aktif destek görmezden geliniyor

  • Uluslararası Adalet Divanı'nın "potansiyel soykırım" nitelendirmesi yeterince vurgulanmıyor

  • 33 ülkenin İsrail saldırılarını soykırım olarak nitelendirmesi medyada yeterince yer bulmuyor

  • İsrailli yetkililerin kanıtlanmamış iddiaları (hastane altındaki Hamas merkezleri gibi) sorgulanmadan haberleştiriliyor

  • Sivil yaşam ve altyapıya yönelik saldırıların açık kanıtları varken bile, İsrail'in "hedefli operasyon" söylemi kabul görüyor

  • BAE Systems gibi şirketlerin savaştan elde ettiği kârlar medyada yeterince yer almıyor.

Öğrenme Stratejisi

Scott Young'ın "Ultralearning" (Ultra Öğrenme) kitabı, yeni becerileri ve bilgileri hızla edinmek için agresif, kendi kendine yönlendirilen öğrenme stratejilerini anlatıyor.

Kitap, öğrenme sürecini optimize etmek için meta-öğrenme, doğrudan odaklanma, geri çağırma pratiği ve deney yapma gibi ilkeleri ana hatlarıyla belirtiyor.

Young, proje tabanlı öğrenmeyi, geri bildirimi ve aralıklı tekrarı vurgulayarak, bilginin akılda kalmasını ve anlaşılmasını geliştirmeyi amaçlıyor.

Kitaptan bazı önemli noktalar ise şöyle;

  • Ultra öğrenme, agresif ve kendi kendine yönlendirilen bir öğrenme stratejisidir.

  • Amacı, etkili beceri edinimi için zaman ve çabayı optimize etmektir.

  • Ultra öğrenenler, kısa zaman dilimlerinde yeni beceriler hızla öğrenebilirler.

  • Meta-öğrenme, etkili öğrenmeyi öğrenme sürecidir.

  • Konuyu kavramlar, gerçekler ve prosedürler olarak bölen bir meta-öğrenme haritası oluşturun.

  • Zorlukları belirleyin ve bunların üstesinden gelmek için beyin fırtınası teknikleri geliştirin.

  • Benzer becerileri nasıl edindiklerini anlamak için başkalarının deneyimlerini araştırın.

  • Odaklanmayı artırmak için elektronik dikkat dağıtıcıları ortadan kaldırın.

  • Konsantrasyonu sürdürmek için Pomodoro tekniği gibi yöntemler kullanın.

  • Uygun görevleri seçmek için dikkat ve uyarılma seviyelerinizi izleyin.

  • Öğrenme ile uygulama arasındaki yolu mümkün olduğunca doğrudan hale getirin.

  • Mümkün olduğunda proje tabanlı öğrenmeyi ve sürükleyici deneyimleri benimseyin.

  • Doğrudan öğrenilemeyen beceriler için simülasyonlar kullanın.

  • İyileştirme gerektiren alanları belirlemek için "önce doğrudan sonra alıştırma" yaklaşımını benimseyin.

  • Becerileri geliştirmek için zaman dilimleme veya taklit gibi yöntemler kullanın.

  • Uzun vadeli akılda kalıcılığı artırmak için pasif gözden geçirme yerine aktif hatırlama kullanın.

  • Öğrenirken kendi kendine test etme ve soru sorma gibi geri çağırma pratikleri uygulayın.

  • Ezberleme yerine öğrenme seanslarını zaman içinde yayın.

  • Bilgilendirici ve sonuç odaklı geri bildirimden ziyade düzeltici geri bildirimi arayın ve önceliklendirin.

  • Tüm geri bildirimleri kabul edin ancak türüne ve faydasına göre önceliklendirin.

  • Bağlantılar ve örüntülerle dolu sezgiler geliştirmek için derin anlayış oluşturun.

  • "Aptalca" sorular sormaktan çekinmeyin ve zorlayıcı öğrenme deneyimlerini benimseyin.

  • Zorluklarla karşılaştığınızda pes etmek yerine bir mücadele zamanlayıcısı kullanın.

  • Vincent Van Gogh'un sanatıyla yaptığı gibi sürekli deney yapın ve yaklaşımınızı iyileştirin.

  • Birden fazla kısa bilgi edinme dönemi aracılığıyla sağlam bir bilgi tabanı geliştirin.

  • Öğrenmeyi değerli geri bildirimlerle destekleyin ve yararsız girdileri reddedin.

  • Deney yapma ve sezgi geliştirme yoluyla verimli bir öğrenen olun.


Ultra öğrenme tekniklerini günlük hayatınıza entegre etmek için aşağıdaki stratejileri uygulayabilirsiniz:

Ultra öğrenme tekniklerini günlük hayatınıza entegre etmek için aşağıdaki stratejileri uygulayabilirsiniz:

Günlük Rutininize Meta-öğrenme Ekleyin:

  • Her sabah 10-15 dakikanızı öğrenme hedeflerinizi belirlemeye ve günlük öğrenme planınızı yapmaya ayırın.

  • Haftalık olarak öğrenme haritanızı gözden geçirin ve güncelleyin.

Aktif Öğrenme Alışkanlıkları Geliştirin:

  • Pasif okuma yerine not alma, özet çıkarma gibi aktif öğrenme tekniklerini kullanın.

  • Öğrendiklerinizi başkalarına anlatın veya yazılı olarak ifade edin.

Günlük Geri Çağırma Pratiği Yapın:

  • Her akşam gün içinde öğrendiklerinizi kısaca gözden geçirin ve hatırlamaya çalışın.

  • Haftalık ve aylık tekrarlar planlayın.

Proje Tabanlı Öğrenmeyi Benimseyin:

  • Hobilerınizle ilgili küçük projeler başlatın.

  • İş hayatınızda yeni beceriler gerektiren görevler üstlenin.

Geri Bildirim Döngüsü Oluşturun:

  • Ailenizden, arkadaşlarınızdan veya meslektaşlarınızdan düzenli geri bildirim isteyin.

  • Öz-değerlendirme yapın ve gelişim alanlarınızı belirleyin.

Sınırları Zorlayın ve Deney Yapın:

  • Her hafta yeni bir şey deneyin

  • Konfor alanınızın dışına çıkmak için kendinize küçük meydan okumalar belirleyin.

Öğrenme Ortamınızı Optimize Edin:

  • Çalışma alanınızı dikkat dağıtıcılardan arındırın.

  • Öğrenmeyi destekleyecek araç-gereçleri (kitaplar, not defterleri, uygulamalar) hazır bulundurun.

  • Öğrendiklerinizi tekrar etmek için bir takvim veya hatırlatıcı sistem oluşturun.

Günlük Yaşam Deneyimlerini Öğrenme Fırsatlarına Dönüştürün:

  • Günlük rutinlerinizde yeni şeyler öğrenmeye odaklanın (podcast dinleme, belgesel izleme).

  • Sıradan görevleri bile bir öğrenme deneyimine dönüştürmeye çalışın.

Öğrenme Topluluklarına Katılın:

  • İlgi alanlarınızla ilgili çevrimiçi forumları veya yerel grupları takip edin.

  • Bilgi paylaşımı yapabileceğiniz bir çalışma grubu oluşturun.

Deniz Panjuta - Linkedin

Kaçırmamanız Gereken En İyi 60 Yapay Zeka Aracı!

Yapay zeka uzmanlarından D. Panjuta, bültende daha önce paylaştığımız araçlarında olduğu 60 civarı yapay zeka aracını derlemiş. Şöyle diyor;


1. Video: Descript, Veed ve Canva gibi araçlar, güçlü yapay zeka odaklı özelliklerle video içeriği oluşturma ve düzenleme şeklimizi dönüştürüyor.

2. Tasarım: Canva, Namecheap ve Dribbble gibi platformlar, tasarım süreçlerini basitleştirmek için yapay zekadan yararlanarak profesyonel düzenleri ve grafikleri daha erişilebilir hale getirir.

3. Yazma: ChatGPT, Grammarly ve Notion AI gibi yapay zeka yazma asistanları, dilbilgisi kontrollerinden içerik oluşturmaya kadar her şeyi sunarak yazma kalitesini ve verimliliğini artırır.

4. Sohbet Robotu: ChatGPT ve Tidio gibi çözümler, kullanıcıların ilgisini çekebilen ve etkileşimleri otomatikleştirebilen konuşma aracılarını güçlendirmek için gelişmiş yapay zekayı içerir.

5. Pazarlama: Madgicx ve AdCopy gibi araçlar, pazarlama çabalarını hedef kitlelere göre uyarlayarak reklam stratejilerini ve içerik oluşturmayı optimize etmek için yapay zekayı kullanır.

6. Üretkenlik: Proje yönetiminden SEO analizine kadar çeşitli görevleri otomatikleştiren ve iyileştiren Pencil ve Semrush gibi yapay zeka araçlarıyla verimliliğinizi artırın.


Ücretsiz Yapay Zeka Kursları

Doğanay ücretsiz Al eğitimlerini paylaşmış. Bazıları işe yarayabilir, bir bakmakta fayda var.

1 - Google AI Kursları


Google, üretici yapay zekâyı (Gen AI) temelden öğrenmek için 5 farklı kurs sunuyor. Yapay zekâ'ya giriş ile başlayıp, sonunda yapay zekâ hakkında sağlam bir bilgiye sahip olabilirsiniz: https://lnkd.in/eW5k4DVz

2 - Microsoft AI Kursu


Microsoft, temelleri ve daha fazlasını içeren bir yapay zekâ kursu sunuyor.
Giriş seviyesinden başlayarak sinir ağları ve derin öğrenme hakkında bilgi edinebilirsiniz. https://lnkd.in/eKJ9qmEQ

3 - Python ile Yapay Zekâ'ya Giriş


Harvard University, yapay zekâ kavramlarını ve algoritmalarını keşfetmek için tam 7 haftalık bir kurs sunuyor. Yapay zekânın arkasındaki teknolojilerle başlayıp, ve yapay zekâ prensipleri ve makine öğrenme kütüphaneleri hakkında bilgi edinerek devam edebilirsiniz.
https://lnkd.in/g4Sbb3nQ

4 - MITx - Artificial Intelligence: AI


Massachusetts Institute of Technology’nin AI üzerine açtığı ücretli ve ücretsiz tüm kursları buradan inceleyebilirsiniz: https://lnkd.in/dM9635qX

5 - Machine Learning


Stanford University’nin Coursera’da açtığı bu kurs, makine öğreniminin temel konseptlerini, denetimli ve denetimsiz öğrenme tekniklerini öğretiyor. 11 haftalık bir program. https://lnkd.in/dEFkTH-F

6 - LLMOps (Large Language Model Operations)


Google Cloud, DeepLearning.AI ile iş birliği yaparak Erwin Huizenga tarafından verilen bu yepyeni kursu sunuyor.
https://lnkd.in/gMXDr7MJ

7 - Büyük Veri, Yapay Zekâ ve Etik


Bu 4 modüllük kursta, University of California, Davis büyük veriyi anlatıyor ve IBM'in Watson'ını tanıtıyor. Büyük veri fırsatları hakkında bilgi edinebilir ve yapay zekâ sınırlamalarını öğrenebilirsiniz.
https://lnkd.in/gVEf3Dvm

8 - Yapay Zekâ Uygulamaları ve Komut (Prompt) Mühendisliği


edX, temel bilgilerin ötesine geçen bir komut mühendisliği hakkında giriş niteliğinde bir kurs sunuyor.
Temellerin ardından kendi uygulamalarınızı nasıl oluşturacağınızı öğrenebilirsiniz.
https://lnkd.in/g2P9U_Bs

9- ChatGPT için Komut (Prompt) Mühendisliği


Vanderbilt University'nin 6 modüllük bu kursu, acemilere daha iyi komutlar yazmaları için bir başlangıç noktası olarak kabul edilebilir.
Etkili ipuçlarını öğrenmeye başlayıp, ChatGPT'yi isteğinize göre nasıl kullanacağınızı öğrenebilirsiniz.
https://lnkd.in/d-rCb-AM

Unsplash

Bazı alimlerin diğer âlimler hakkındaki beyanları

Kumaş, güzel bir derleme yaparak bazı alimlerin diğer alimlerle ilgili şahitliklerini yazmış. Çıkarılacak çok ders var:

‘‘İmam-ı Malik'in talebesi İbn Vehb hocası ve Leys b. Sa'd hakkında diyor ki: "Eger Malik ve Leys olmasa mutlaka sapıtırdık."(Zerkani, I, 4) Yani mezkur alimlerin varlığının ve tedrisatının kendisi gibilerin müstakim kalmaları için çok etkili olduğunu söylüyor.

İbn Ömer Mekke'ye geldiğinde etrafına toplananlara diyor ki: "Aranızda Ata (İbn ebu Rebah) varken neden benim etrafıma toplanıyorsunuz"(Fesevi, I, 703) Ata hazretleri Ebu Hanife de dahil çevresine tesir etmiş etkili bir alimdir.

Bir diğer örneğe bakalım. Muhaddislerin değer verdiği bir alim olan Velid b. Müslim hakkında o devirde şöyle denirmiş: "Onun eserlerini okuyan, kadılığa ehil olur."(Zehebi, Mizan, IV, 347). Yani ilmiyle referans olan bir alim..

Önemli bir alim olan ve Şu'be b. Haccac hakkında Sufyan es-Sevri diyor ki: Şu'be Üstadımızdır. Sufyan es-Sevri başlı başına bir mezhep imamı kabul edilebilir.

Şu'be hazretlerinin üstadı Yahya el-Kettan hakkında yine önemli bir alim olan Bündar diyor ki: Yirmi yıl yanına gidip geldim, Allah'a bir tane isyanı(günahı asilik kabul ediyorlar) olduğunu sanmıyorum(Tehzib, XI, 219).

Buhari hocası Ali el-Medini hakkında diyor ki: "Ali'den istifade ettiğim kadar kimseden faylanma­dım, onun yanında oldugu kadar kimsenin yanında kendimi küçük görmezdim.(Mizan, III, 140). Buhari'nin yanında kendisini ilmen aciz hissettigi insanı düşünün..

Rum asıllı çok önemli çalışmalar yapmış Ebu Ubeyd Kasim b. Sellam hakkında İshak b. Rahuye gibi otorite bir isim diyor ki: Allah hakkı sever; Ebu 'Ubeyd benden, Ah­med b. Hanbel'den ve eş-Şafii'den daha alimdir, biz ona muhtacız, o bize değil(Subki, I, 270).

Ebu Ubeyd'e talebelik yapmış ve kendisi de Ahmed b. Hanbel seviyesinde bir alim görülen İbrahim el-Harbi hocası hakkında diyor ki" Sanki ruh nefhedilmiş bir dağ gibiydi".(Tehzib, VIII, 316) Demek kendisine ne kadar tesir etti ise böyle bir iltifatta bulunma gereği hissetmiş.

Ebu İshak eş-Şirazi hakkında Sem'ani diyor ki: Engin ilmi, güzel ahlakı ve beğenilen tavırlarıyla tanınırdı. Dünya ona kendini sunsa da o, dünyayı reddedip sade bir hayat sürmeyi seçmiştir.

"Kasım bin Ma'n'a 'Ebu Hanife’nin öğrencilerinden biri olmayı kabul eder misin?' denildi. O şöyle cevap verdi: 'İnsanlar, Ebu Hanife ile oturmaktan daha faydalı olan bir kimsenin yanına oturmamışlardır.'

Rahv b. Ubade diyor ki: İbn Cüreyc’in yanındaydım ve ona Ebu Hanife’nin vefatı haberi geldi. İbn Cüreyc derin bir üzüntüyle içini çekerek “Ne büyük bir ilim kayboldu” dedi.' Aynı yıl içinde İbn Cüreyc de vefat etti."

Valensiyalı büyük alim Kelai hakkında Hafız ibn Mesdi diyor ki: "Onun kadar yüce, saygın, lider vasıflı ve erdemli birini görmedim; naklî ve aklî ilimlerde, manzum ve mensur eserlerde öncü olan bir imamdı, faziletleri bir araya getiren ve Kur’an ilimleri ile tecvidde öne çıkan bir âlimdi. Edebiyat alanında da en iyi bilenlerden ve usta bir şairdi, hafızların sonuncusuydu.

Meşhur Hilye sahibi Ebu Nuaym hakkında Ahmed b. Muhammed b. Merdevîh şöyle der: "Ebû Nuaym, kendi zamanında talep edilen biriydi. Kendi döneminde ona eşit birisi yoktu, ondan daha yüksek isnâdlı ya da ondan daha çok hadis bilen kimse yoktu.

Dünyanın her yerinden hafızlar onun yanında toplanır, her gün birinin sırası olurdu ve istediklerini öğleye kadar ona okurlardı. O, eve giderken bile yolda kendisine bir cüz okunurdu ve bundan hiç rahatsız olmazdı. Onun öğle yemeği, yazmak ve dinlemekten ibaretti."

Leys bin Sa'd, İmam Malik ile çağdaş olup onun seviyesinde, hatta İmam Şafii’ye göre ondan daha fakih bir insandı. Ancak İmam Şafii, Leys Hazretleri'nin ilminin kaydedilip tasnif edilmediği için talebelerinin onu zayi ettiğini söyler (İbn Hallikan, Vefeyat, IV, 1270).

Unsplash

10 Dakikada Beynini Güçlendirir

ABD'deki California Santa Barbara Üniversitesi'ndeki sağlık araştırmacıları, egzersiz ve beyindeki faydalı etkiler arasındaki ilişki için tek tip bir zaman aralığı bulmak için önceki 113 araştırma makalesine baktılar.

Makaleler 1995-2023 yılları arasında, 18-45 yaş arası toplam 4390 katılımcı ile yayınlandı.

Araştırmacıların analizleri, bağımsız eğitim seansları söz konusu olduğunda, yüksek yoğunluklu aktivitelerin düşüncemiz için en iyisi olduğunu gösteriyor.

Özellikle, HIIT olarak da bilinen bisiklete binme ve yüksek yoğunluklu aralıklı antrenman, beynin sözde yürütücü işlevlerinde en büyük farklılıklara neden oldu.

Bu kontrol fonksiyonları frontal loblarda bulunur ve düşüncemizin çalışma belleği ve planlama ve çoklu görev yapma yeteneğimizle ilgili olan kısmıyla bağlantılıdır.

Bununla birlikte, sonuçlar yalnızca katılımcıların genel yanıt sürelerinin tek bir eğitim oturumundan sonra iyileştiğini gösterdi, ancak görevlerin daha doğru bir şekilde çözülüp çözülmediğini göstermedi.

Araştırmacılar, beyindeki en büyük kazanımların günde 30 dakikadan daha az süren egzersizlerle gerçekleştiğini ve bu kazanımların eğitim sırasında değil, eğitim seansından sonra geldiğini görebildiler.

Çalışma ayrıca, 10 dakika kadar kısa orta yoğunlukta egzersizin beyin üzerinde yararlı bir etkiye sahip olduğunu, uzun, yoğun ve yorucu egzersizin ise bilişsel gerilemeye yol açabileceğini buldu.

Etkiler, bilişin egzersiz sırasında değil, egzersizden sonra test edildiği çalışmalarda da en güçlüydü "diyor araştırmacılardan biri olan Barry Giesbrecht bir basın açıklamasında.

Ve son olarak, 30 dakikadan az süren egzersizlerin etkileri, 30 dakikadan daha uzun olanlardan daha büyüktü.

Küresel Marka Sıralaması Belli Oldu

Interbrand, En iyi küresel markalar araştırmasını paylaştı.

Apple, Microsoft, Amazon, Google ve Samsung listenin başında.

Son 25 yılda bu listeye sadece 185 marka girebilirken, Kodak, Nokia vs. gibi 85 marka artık listede yok. Microsoft ve Coca-Cola ise ilk 10’un altında düşmemek için her türlü stratejiyi kullanmaya devam ediyor.

Sosyal medya şirketleri arasında ise sıralama şöyle oluştu;

15. Instagram

21. Facebook

24. Youtube

77. Linkedin

Musk’ın serveti yükseliyor: 2027 yılında dünyanın ilk trilyoneri olabilir!

Unsplash

Duygular Nasıl Oluşur? 

Lisa Feldman Barrett’in ‘Duygular Nasıl Oluşur: Beynimizin Parmak İzleri’ kitabı önemli beyin kitaplarından biridir. Kitap, Darwin’nin ‘insan ve hayvanlarda beden dili’ tezini çökerten çok ciddi yaklaşımları olan bir eser. Aldığımız kararların veya gerçekleştirilen hiçbir eylemin duyu ve duyuştan bağımsız olmadığını birçok yönleri ile çok net anlatıyor.

Osteopat Jan Ilbrink’te kitap üzerine kısa bir değerlendir yazmış.

Jan şöyle diyor; 

‘’Yazar Lisa Feldman Barrett, duyguların evrensel olarak tanınan, biyolojik olarak kablolu tepkiler olduğu şeklindeki klasik görüşe meydan okuyarak, duygu biliminde devrim niteliğinde bir teori sunuyor. 

Barrett, duyguların doğuştan gelen refleksler olmadığını, hem iç bedensel sinyaller hem de dış sosyal bağlamlar tarafından şekillendirilen beyin tarafından inşa edildiğini savunuyor.

Kitapyurdu

Çağdaş sinirbilim, psikoloji ve felsefeden yararlanan Barrett, duyguların temel sinirsel kalıplardan ve birikmiş deneyimlerimizden inşa edildiğini ve onları onları deneyimleyen bireyler kadar çeşitli ve değişken hale getirdiğini gösteriyor.

Kitap, duygusal yapının arkasındaki süreçleri inceliyor ve beynin geçmiş deneyimlerden ve kültürel anlayıştan yararlanarak duyguları nasıl tahmin ettiğini ve bir araya getirdiğini açıklıyor. Bu tahmine dayalı mekanizma, duyguların farklı insanlar ve kültürler arasında büyük farklılıklar gösterdiği ve evrensel "duygu parmak izleri" kavramına meydan okuduğu anlamına gelir. 

Barrett, duyguların gerçek olduğunu ancak beyindeki sabit devrelere karşılık gelmediğini açıklıyor; daha ziyade, hem biyolojiden hem de çevreden etkilenen dinamik yapılardır. Bu kavramsal değişimin ruh sağlığı, hukuk, eğitim ve ulusal güvenliğin yanı sıra kişisel gelişim ve duygusal zeka dahil olmak üzere çeşitli alanlar için önemli etkileri vardır.

Barrett'in teorisi, gerçek dünya uygulamalarına kadar uzanır ve duyguları inşa edildiği gibi anlamanın çocuk gelişimine, kişilerarası ilişkilere ve hatta ceza adaletine yönelik yaklaşımları nasıl yeniden şekillendirebileceğini inceler. Örneğin, kolluk kuvvetleri ve tıpta varsayılan evrensel duygu ifadelerine dayanan geleneksel uygulamaları sorguluyor ve bu tür uygulamaların genellikle bireysel ve bağlamsal nüansları gözden kaçırdığını öne sürüyor. 

Barrett ayrıca, bu yeni anlayışın duygusal refahı nasıl iyileştirebileceğini araştırıyor ve okuyuculara, duyguların inşa edilmiş doğasını kabul eden bilişsel stratejiler aracılığıyla duygusal yaşamlarını yönetme konusunda içgörüler sunuyor.

Barrett'ın çalışması, ikna edici bilimsel kanıtlar ve ilgi çekici vaka çalışmaları aracılığıyla, zihin hakkında uzun süredir devam eden inançları bozuyor ve para birimi veya dil gibi duygularımızın, beynin bedensel ve durumsal ipuçlarını sürekli yorumlamasından ortaya çıkan sosyal yapılar olduğunu vurguluyor. Bu kitap, duyguların kaçınılmaz, biyolojik olarak sabit deneyimler olmadığını, beyin, beden ve kültür arasındaki karmaşık etkileşimler yoluyla an be an oluşturulduğunu vurgulayan bir paradigma değişimini temsil ediyor.

Unsplash

Unsplash

Unsplash

Haftanın Teknoloji Yapay Zeka Manşetleri

  • X, ücretsiz Grok'u test ediyor.

  • OpenAI, AI'nın yavaşlamaması için planlar hazırlıyor. Algoritmalar bile hız tümseklerine çarpıyor

  • OpenAI güvenlik uzmanı Lilian Weng'i kaybetti. Yetenek göçü devam ediyor

  • TSMC gelişmiş çiplerde Çinli şirketleri hayalet gibi takip ediyor. Silikon draması kızışıyor!

  • İnsansı bir robotun ilk sanat eseri 1 milyon doların üzerinde bir fiyata satıldı

  • Seçim gecesi kazananlarından biri daha : Perplexity (Rap: Seçim günü elimden geldikçe buradan da takip ettim. Eğer ciddi hatalar yapmazlarsa Google tekelliği uzun mesafede azalabilir)

  • NASA'nın 2023 mali yılındaki ekonomik etkisi büyük oldu ve 50 eyalette iş yaratma, teknolojik yenilik ve ekonomik çıktıyı teşvik ederek ABD ekonomisine 75,6 milyar dolar katkı sağladı. Bu katkı, Ay'dan Mars'a ve iklim araştırmaları gibi büyük programların önemli katkılarıyla 25,4 milyar dolarlık bütçesini neredeyse üç katına çıkardı.

  • Microsoft CEO'su Satya Nadella’nın maaşı bir önceki yıla göre %63 artarak 79,1 milyon dolara yükseldi.


Bu haftalıkta bültenimizin sonuna geldik.

👉 Bültenimize sponsor olabilir, reklam verebilir, yıllık abone olarak maddi destek verebilir veya devam edebilmemiz için bağış yapabilirsiniz. Üç arkadaşınıza tavsiye vererekte bu bilgilerin onlara ulaşmasına vesile olabilirsiniz.

Bültene sponsor olabilir veya abone olarak destek verebilirsiniz

TÜM BÜLTENLER İÇİN TIKLAYIN

Önceki
Önceki

Zikrin Metafiziği: Beynin ve Psikolojinin Şifası

Sonraki
Sonraki

‘Sordum Ve Cevap: ‘Yıkılır Yeniden Yapılır’ Onda Dokuzu Ölecek!’